Beştepe Mahallesi Yaşam Caddesi No:13 Neorama İş Merkezi 8. Kat No:36 Yenimahalle/ANKARA
0 530 834 02 32
info@emreapaydin.com

Vücudumuzun kusursuz işleyen bir orkestra olduğunu düşünün. Bu orkestranın temposunu, ritmini ve enerjisini yöneten küçük ama kritik bir orkestra şefi var: Tiroid bezi. Boynunuzun ön kısmında, adem elmasının hemen altında, kelebek şeklinde konumlanan bu minik organ, hayati öneme sahip hormonlar üreterek metabolizmadan kalp atış hızına, ruh halimizden vücut ısımıza kadar her şeyi kontrol ediyor. O kadar önemli ki, onun işleyişindeki en küçük bir dengesizlik bile tüm sistemimizi altüst edebilir.
Günümüzde, milyonlarca insan tiroid sorunlarıyla mücadele ediyor ve çoğunlukla bu durumun farkına varmadan yıllarca süren yorgunluk, kilo problemleri veya ruh hali dalgalanmaları yaşıyor. Bu makalede, bu gizemli organın derinliklerine inerek, tiroid sağlığınızın neden bu kadar hayati olduğunu ve bu küçük kelebek şeklindeki bezdeki en yaygın aksaklıkların vücudunuzu nasıl etkilediğini enine boyuna inceleyeceğiz.
Tiroid bezi, T3 (Triiyodotironin) ve T4 (Tiroksin) adı verilen iki temel hormon salgılar. Bu hormonların üretimi, beynimizde bulunan hipofiz bezi tarafından salgılanan TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) ile kontrol edilir. TSH, tiroid bezine ne kadar T3 ve T4 üreteceğini söyleyen bir komut merkezidir.
Peki, T3 ve T4 ne işe yarar?
Bu hormonlar, vücudunuzdaki her hücreye girerek o hücrenin ne kadar hızlı veya yavaş enerji harcayacağına karar verir. Basitçe söylemek gerekirse, tiroid hormonları:
Metabolizmayı Yönetir: Yediğiniz yiyeceklerin enerjiye dönüşme hızını belirler.
Isı Üretimini Sağlar: Vücut sıcaklığınızın sabit kalmasında kilit rol oynar.
Kalp ve Sinir Sistemini Etkiler: Kalp atış hızınızı, sindirim sisteminizin hareketlerini ve sinir iletim hızınızı düzenler.
Büyüme ve Gelişmeyi Destekler: Çocukluk ve ergenlik döneminde fiziksel ve zihinsel gelişim için vazgeçilmezdir.
Tiroid bezinin düzgün çalışması, vücudun enerji dengesini sağlamak için hassas bir denge gerektirir. Üretimdeki herhangi bir sapma, vücudumuzun normal işleyişini dramatik bir şekilde değiştirebilir. Bu sapmaların en yaygın olanları ise Hipertiroidi ve Hipotiroidi olarak adlandırılır.
Tiroid hastalıkları genellikle, bezin ya çok az ya da çok fazla hormon üretmesi sonucu ortaya çıkan iki ana kategoriye ayrılır: Hipotiroidi ve Hipertiroidi. Her ikisi de, vücudun normal ritmini bozarak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, ancak belirtileri ve sonuçları tamamen zıttır.
Hipotiroidi, tiroid bezinin yeterli miktarda tiroid hormonu (T3 ve T4) üretemediği durumdur. Bu durum, tüm vücut metabolizmasının yavaşlamasına neden olur. Sanki bir aracın gaz pedalı yerine sürekli frene basılıyormuş gibi düşünebilirsiniz.
Bu yavaşlama hali, çeşitli ve sinsi belirtilerle kendini gösterir. Ne yazık ki, bu belirtiler genellikle yaşlanma, stres veya yoğunluk gibi faktörlere bağlandığı için uzun süre gözden kaçabilir.
Hipotiroidinin Temel Belirtileri:
Kronik Yorgunluk ve Halsizlik: Metabolik hızın düşmesiyle birlikte vücut, en basit günlük işler için bile yeterli enerjiyi üretemez. Sabah yataktan kalkmakta zorlanma, öğleden sonra çöken aşırı uyku isteği tipiktir. Bu yorgunluk, dinlenmekle geçmeyen, sürekli var olan bir durumdur.
Açıklanamayan Kilo Alımı ve Kilo Vermede Zorluk: Metabolizma yavaşladığı için vücut, aldığı kalorileri etkili bir şekilde yakamaz, enerji olarak harcamak yerine yağ olarak depolama eğilimi gösterir. Bu kilo alımı, genellikle diyet değişiklikleriyle bile geri döndürülmesi zor bir durumdur.
Soğuğa Karşı Aşırı Hassasiyet (Üşüme): Vücudun ısı üretme kapasitesi azaldığından, özellikle el ve ayaklarda sürekli bir üşüme hissi oluşur. Bu durum, sıcak ortamlarda bile devam edebilir.
Cilt ve Saç Değişiklikleri: Ciltte kuruluk, pul pul dökülme ve kalınlaşma görülür. Tiroid hormonları, saç köklerinin yenilenmesinde de rol oynadığı için saç dökülmesinde belirgin bir artış yaşanabilir, kaşların dış kısımlarında incelme de sık rastlanan bir bulgudur.
Sindirim Sorunları: Bağırsak hareketleri yavaşlar, bu da kronik kabızlığa yol açar.
Zihinsel Bulanıklık ve Depresif Ruh Hali: Düşük hormon seviyeleri beyin fonksiyonlarını yavaşlatır. Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, hafıza problemleri ve depresif, isteksiz bir ruh hali ortaya çıkabilir.
Kas ve Eklem Ağrıları: Açıklanamayan kas güçsüzlüğü ve eklemlerde katılık veya ağrı hissi yaygındır.
Hipotiroidi genellikle vücudun bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırdığı otoimmün bir hastalık olan Hashimoto Tiroiditi nedeniyle ortaya çıkar.
Hipertiroidi, tiroid bezinin aşırı miktarda tiroid hormonu ürettiği durumdur. Bu, metabolik hızı aşırı derecede hızlandırır. Sanki bir aracın gaz pedalına sürekli basılıyormuş gibi, tüm vücut sistemleri normalden daha hızlı çalışır.
Bu aşırı hızlanma durumu, kişinin sürekli gergin ve huzursuz hissetmesine neden olur ve genellikle çarpıcı fiziksel belirtilerle fark edilir.
Hipertiroidinin Temel Belirtileri:
Çarpıntı ve Hızlı Nabız (Taşikardi): Kalp atış hızı artar, kişi sürekli kalbinin göğsünde attığını hisseder, bu da kaygı ve panik duygularını tetikleyebilir.
Açıklanamayan Kilo Kaybı: İştah normal hatta artmış olmasına rağmen, hızlı metabolizma nedeniyle kişi hızla kilo kaybeder. Vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için sürekli kalori yakar.
Sıcağa Tahammülsüzlük ve Aşırı Terleme: Vücut sürekli yüksek enerji harcadığı için ısı üretimi artar. Bu durum, kişinin sıcaktan bunalmasına ve normalden daha fazla terlemesine yol açar.
Sinirlilik, Huzursuzluk ve Titreme: Sinir sistemi aşırı uyarılır. Kişi kolayca sinirlenir, ellerde ve parmaklarda ince bir titreme (tremor) fark edilebilir. Bu durum uykuya dalmayı da zorlaştırır.
Göz Belirtileri (Graves Hastalığına Özgü): Özellikle Graves hastalığında, gözlerde büyüme, şişkinlik veya kızarıklık görülebilir (eksoftalmi).
Sık Bağırsak Hareketleri: Sindirim sistemi hızlanır, bu da sık tuvalete çıkma veya ishale yol açabilir.
Kas Güçsüzlüğü: Sürekli yüksek enerji harcaması kasların yorulmasına ve güçsüzleşmesine neden olabilir, özellikle büyük kas gruplarında zayıflık hissedilir.
Hipertiroidi vakalarının büyük bir kısmı, vücudun tiroid bezini aşırı hormon üretmeye teşvik eden antikorlar ürettiği Graves hastalığı adı verilen bir otoimmün durumdan kaynaklanır.
Tiroid bezinin dengesiz çalışmasının temelinde genellikle birkaç ana faktör yatar. Bunların başında, vücudun kendi kendini koruma mekanizmasının, yani bağışıklık sisteminin bezdeki hücreleri yabancı olarak algılayıp saldırması gelir.
Hashimoto Tiroiditi, tiroid bezinin az çalışmasına (Hipotiroidi) yol açan en yaygın nedendir. Bu, bir otoimmün hastalıktır; yani bağışıklık sistemi (vücudun savunma mekanizması) yanlışlıkla kendi tiroid dokusuna saldırır. Bu saldırı zamanla bezi hasara uğratır ve hormon üretme yeteneğini azaltır.
Hashimoto’nun ortaya çıkışında genetik yatkınlık büyük rol oynar. Ailesinde Hashimoto veya diğer otoimmün hastalıklar bulunan kişilerde görülme sıklığı daha yüksektir. Hastalık genellikle yavaş ilerler ve erken aşamalarda hafif belirtilerle başlar. Bağışıklık sistemi tarafından üretilen anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları, bu hastalığın varlığını belirlemede kullanılan ana göstergelerdir.
Hashimoto’nun Etkileri: Başlangıçta hormon seviyeleri normal olabilir, ancak bezin tahrip olması ilerledikçe T3 ve T4 seviyeleri düşer, TSH seviyesi ise yükselir. Bu durum, yukarıda detaylarını paylaştığımız Hipotiroidi belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur: sürekli yorgunluk, depresyon, kilo alma ve soğuğa tahammülsüzlük. Hashimoto, uzun vadede kontrol altına alınmadığında guatr oluşumuna da yol açabilir.
Graves hastalığı ise tiroid bezinin aşırı çalışmasına (Hipertiroidi) neden olan en sık görülen otoimmün durumdur. Hashimoto’nun aksine, bu hastalıkta bağışıklık sistemi, bezin TSH reseptörlerini taklit eden uyarıcı antikorlar (TRAb) üretir. Bu antikorlar, bezi sürekli olarak T3 ve T4 hormonu üretmesi için uyarır, tıpkı bir arabanın gaz pedalına kilitlenmesi gibi.
Graves hastalığı da güçlü bir genetik eğilime sahiptir ve genellikle strese maruz kalma veya hormonal değişiklikler (özellikle gebelik sonrası) gibi faktörlerle tetiklenebilir.
Graves’in Etkileri: Bez, vücudun ihtiyacının çok üzerinde hormon salgılamaya başlar, bu da metabolizmanın aşırı hızlanmasına neden olur. Çarpıntı, titreme, kilo kaybı ve sinirlilik gibi Hipertiroidi belirtileri şiddetle hissedilir. Graves hastalığına özgü olarak, göz çevresindeki dokuların iltihaplanması sonucu gözlerin öne doğru çıkması (Graves Oftalmopatisi/Eksoftalmi) da bu hastalığın belirgin bir işaretidir.
Otoimmün hastalıkların yanı sıra, tiroid fonksiyon bozukluklarına neden olan başka faktörler de vardır:
İyot Dengesi: Tiroid hormonlarının temel yapı taşı iyottur. Yetersiz iyot alımı, bezin hormon üretememesi ve büyüyerek guatr oluşturmasına neden olabilir (endemik guatr). Ancak iyotun aşırı alımı da (özellikle hassas kişilerde) tiroid bezini uyararak Hipertiroidiye yol açabilir. Denge kritiktir.
Tiroiditler (İltihaplanmalar): Tiroid bezinin geçici veya kalıcı iltihaplanmasıdır. Subakut Tiroidit (De Quervain), genellikle üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar ve bezde ağrıya neden olabilirken, doğum sonrası Tiroidit geçici olarak Hipertiroidi ve ardından Hipotiroidi evreleri yaratabilir.
Genetik ve Çevresel Faktörler: Ailede tiroid hastalığı öyküsü, kişiyi riske sokar. Ayrıca baş ve boyun bölgesine uygulanan radyasyon tedavisi ve bazı ilaçlar da bezin işleyişini olumsuz etkileyebilir.
Tiroid hastalıkları sadece hormon üretim bozukluklarından ibaret değildir; bezi fiziksel olarak etkileyen yapısal sorunlar da yaygındır. Guatr ve tiroid nodülleri, bu yapısal sorunların en sık karşılaşılanlarıdır.
Guatr, tiroid bezinin normal boyutunun üzerinde büyümesi anlamına gelir. Bu büyüme, hormon üretimi normal olsa bile (ötiroid guatr), veya hem az (hipotiroidi) hem de çok (hipertiroidi) hormon üretimi ile birlikte görülebilir. Guatrın en yaygın küresel nedeni iyot eksikliğidir. Yetersiz iyot olduğunda, tiroid bezi daha fazla hormon üretmek amacıyla hücrelerini çoğaltır ve bu da bezin şişmesine neden olur.
Guatrın Çeşitleri:
Diffüz Guatr: Bez, yüzeyi pürüzsüz kalacak şekilde simetrik olarak büyür.
Nodüler Guatr: Bezde bir veya daha fazla sayıda nodül (yumru) oluşumu ile birlikte büyüme görülür.
Guatr genellikle sadece estetik bir sorun yaratır, ancak çok büyüdüğünde boyunda bası belirtilerine yol açabilir. Bu bası, yemek borusuna baskı yaparak yutma güçlüğüne (disfaji) veya nefes borusuna baskı yaparak nefes darlığına (dispne) neden olabilir. Ses kısıklığı da nadiren görülen bası belirtilerindendir.
Tiroid nodülleri, bez içindeki anormal hücre büyümesi sonucu oluşan, katı veya sıvı dolu yumrulardır. Ultrason teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte nodüller daha sık teşhis edilmektedir. 50 yaş üstü bireylerin yarısından fazlasında nodül bulunma olasılığı vardır, ancak büyük bir çoğunluğu iyi huyludur (benign).
Nodüller Hakkında Bilinmesi Gerekenler:
Sıklıkla Belirtisizdir: Nodüllerin çoğu herhangi bir belirti vermez ve rutin muayene veya görüntüleme sırasında tesadüfen saptanır.
Boyut Önemlidir: Büyük nodüller (genellikle 4 cm üzeri), boyunda şişlik olarak fark edilebilir veya yutma/nefes alma zorluklarına neden olan bası belirtileri gösterebilir.
Kanser Riski Düşüktür: En önemli soru, nodülün kanser içerip içermediğidir. Tüm tiroid nodüllerinin sadece yaklaşık %5 kadarı kötü huyludur (malign). Bu risk, nodülün ultrason görünümü, boyutu ve kişinin risk faktörleri (aile öyküsü, radyasyon maruziyeti) dikkate alınarak değerlendirilir.
Sıcak ve Soğuk Nodüller: Nodüller, sintigrafi çekimiyle hormon üretme yeteneklerine göre “sıcak” veya “soğuk” olarak sınıflandırılır. Sıcak nodüller aşırı hormon üretir (toksik adenom) ve genellikle iyi huyludur. Soğuk nodüller ise hormon üretmez ve kanser riski daha yüksektir, bu nedenle daha yakından takip edilmeleri gerekir.
Tiroid bezinin sağlıklı çalışması için doğru besin öğeleriyle desteklenmesi ve genel yaşam kalitesine dikkat edilmesi kritik öneme sahiptir. Tiroid hormonlarının yapımı ve işlevi, günlük olarak aldığımız bazı minerallere ve vitaminlere bağlıdır.
1. İyot Dengesi: Yapı Taşını Doğru Kullanmak
İyot, tiroid hormonlarının (T3 ve T4) üretimi için vazgeçilmez temel maddedir. İyot eksikliği, Hipotiroidi ve guatrın ana nedenlerinden biridir. Bu nedenle, iyotlu tuz kullanımı, dengeli iyot alımını sağlamak için kritik bir halk sağlığı uygulamasıdır. Deniz ürünleri, süt ve süt ürünleri, yumurta ve iyotlu tuz, iyotun başlıca kaynaklarıdır. Ancak, halihazırda var olan tiroid sorunlarında (özellikle Hipertiroidi veya bazı tiroidit türlerinde) iyot alımının abartılmaması, hatta kısıtlanması gerekebilir. Denge, anahtar kelimedir.
2. Selenyum ve Çinko: Dönüşümün Gizli Yardımcıları
Selenyum ve çinko, tiroid hormonlarının vücutta etkin hale gelmesi için zorunlu olan minerallerdir.
Selenyum: T4 hormonunun aktif form olan T3’e dönüştürülmesinde görev alan enzimleri destekler. Ayrıca, tiroid bezini oksidatif stresten koruyarak Hashimoto gibi otoimmün hastalıkların yönetiminde potansiyel bir rol oynar. Selenyum kaynakları arasında Brezilya fındığı (günde 1-2 adet), ay çekirdeği, et, balık ve yumurta bulunur.
Çinko: TSH, T3 ve T4 seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Kırmızı et, kabak çekirdeği ve baklagiller iyi çinko kaynaklarıdır.
3. Guatrojenik Gıdalar: Bir Yanlış Anlama Mı?
Brokoli, lahana, karnabahar ve soya gibi bazı yiyecekler “guatrojenik” olarak adlandırılır, çünkü çiğ tüketildiklerinde iyot alımını ve tiroid hormon sentezini teorik olarak engelleyebilirler. Ancak, normal tiroid fonksiyonuna sahip ve yeterli iyot alan kişiler için bu gıdaların günlük tüketimi sorun teşkil etmez. Önemli olan, bu gıdaların çok yüksek miktarda ve çiğ olarak tüketilmesinden kaçınmaktır. Pişirme işlemi guatrojenik etkilerini büyük ölçüde azaltır.
4. Stres Yönetimi ve Uyku Düzeni
Fiziksel ve duygusal stres, vücuttaki kortizol seviyelerini yükselterek tiroid fonksiyonunu dolaylı yoldan etkileyebilir. Kronik yüksek kortizol, T4’ün aktif T3’e dönüşümünü engelleyebilir ve otoimmün tiroid hastalıklarının alevlenmesine katkıda bulunabilir. Yoga, meditasyon, düzenli egzersiz ve her gece 7-9 saat kaliteli uyku, tiroid bezinin daha stabil çalışmasına yardımcı olan genel yaşam destekleridir.
Bu bölümde, tiroid sağlığı hakkında en çok merak edilen ve aranan soruları detaylıca yanıtlayarak konuya son bir derinlik kazandırıyoruz.
Tiroid hastalıklarının kilo üzerindeki etkisi, bezin az mı yoksa çok mu çalıştığına bağlıdır.
Hipotiroidi (Az Çalışma): Metabolizma hızının yavaşlamasına neden olduğu için kilo alımına yol açar ve kilo vermeyi zorlaştırır. Alınan kilo genellikle vücutta su ve tuz tutulumundan kaynaklanan hafif ödemle de ilişkilidir. Ancak, tiroid sorunları ile ilişkili kilo alımı nadiren çok büyük miktarlardadır ve yaşam tarzı değişiklikleriyle verilebilen bir kilodur.
Hipertiroidi (Çok Çalışma): Metabolizmayı hızlandırır ve vücut istirahat halindeyken bile normalden daha fazla kalori yakar. Bu durum, iştah artışına rağmen hızla kilo kaybına yol açabilir.
Özetle; tiroid hormonlarının dengelenmesi, sağlıklı bir kiloyu korumanın ilk adımıdır.
Hashimoto Tiroiditi, otoimmün bir hastalık olduğu için şu anki bilgi birikimimizle tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Tedavinin amacı, bağışıklık sisteminin neden olduğu hasar sonucunda azalan tiroid hormon seviyelerini dışarıdan verilen sentetik tiroid hormonu (Levotiroksin) ile yerine koymaktır. Bu hormon replasman tedavisi, eksik olan hormonu tamamlayarak metabolik işlevleri normale döndürür, böylece Hipotiroidi belirtileri (yorgunluk, kilo alma, depresyon) ortadan kalkar. Hastalık yönetilebilir ve kişi normal bir yaşam sürebilir, ancak bu genellikle uzun süreli hatta ömür boyu süren bir yönetim gerektirir.
Hayır, tiroid nodüllerinin büyük bir çoğunluğu (%95’i) iyi huyludur (benign). Kanser riski taşıyan nodüllerin oranı yaklaşık %5’tir. Risk değerlendirmesi, nodülün ultrasonografik özellikleri (düzensiz sınırlar, mikrokalsifikasyon varlığı, kanlanma paterni), boyutu (özellikle 1 cm üzeri) ve kişinin risk faktörleri (baş/boyun radyasyonu öyküsü, ailede tiroid kanseri öyküsü) dikkate alınarak yapılır. Yüksek riskli görülen nodüllerin doğasını anlamak için genellikle İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) adı verilen bir işlem yapılır. Nodülün kanser olup olmadığı kesin olarak bu patolojik inceleme sonucunda anlaşılır.
Tiroid hormon replasman ilaçları (Hipotiroidi tedavisinde kullanılan Levotiroksin), doğrudan kilo aldırmaz veya verdirmez. Bu ilaçların temel görevi, vücudun eksik olan tiroid hormon seviyesini normale döndürmektir.
Eğer ilaç dozu doğruysa, hormon seviyeleri dengelenir ve Hipotiroidi nedeniyle yaşanan kilo alma eğilimi ve ödem durumu düzelir. Bu durum, kişinin normal kilosuna dönmesine yardımcı olur.
Ancak, ilaç dozu yüksek ayarlanırsa ve kişi yapay bir Hipertiroidi durumuna sokulursa, bu beklenmedik kilo kaybına, çarpıntıya ve sinirliliğe neden olabilir.
Önemli olan, hormon seviyelerinin (özellikle TSH’ın) ilacın etkisiyle normal aralıkta tutulmasıdır; doğru doz, metabolizmanın normal çalışmasını sağlar.
Gebelikte tiroid hormonları, hem annenin metabolizması hem de gelişmekte olan bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için hayati öneme sahiptir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında, bebek kendi tiroid hormonlarını üretemediği için tamamen annenin hormonlarına bağımlıdır.
Gebelik sırasında Hipotiroidi (az hormon) veya Hipertiroidi (çok hormon) durumlarının kontrolsüz kalması, düşük, erken doğum veya bebekte gelişim sorunları gibi riskleri artırır. Bu nedenle, hamilelik planlayan veya hamile olan kadınlarda tiroid fonksiyonlarının yakından takip edilmesi, gerekli durumlarda ilaç dozunun hızla ayarlanması çok önemlidir.
TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon), beyindeki hipofiz bezinden salgılanır ve tiroid bezine hormon üretmesi için emir verir. TSH değerinin yüksek çıkması, genellikle Hipotiroidi durumunun en önemli göstergesidir.
Yüksek TSH, hipofiz bezinin, tiroid bezinin yavaş çalıştığını (yeterli T3 ve T4 üretmediğini) algıladığı ve bu yavaşlığı gidermek için daha fazla “uyarı” sinyali gönderdiği anlamına gelir. Basitçe: “Daha hızlı çalış!” komutunun artmasıdır. Bu durum, sıklıkla Hashimoto Tiroiditi gibi nedenlerle bezin hasar gördüğünü ve hormon üretme yeteneğinin azaldığını gösterir. Yüksek TSH, Hipotiroidi tedavisine başlamak veya mevcut tiroid ilaç dozunu artırmak gerektiğinin sinyalidir.
Tiroid sağlığını destekleyen faydalı besinler şunlardır:
İyot Kaynakları: İyotlu tuz, deniz yosunu, balıklar (morina, ton balığı), yumurta.
Selenyum Kaynakları: Brezilya fındığı, sardalya, ay çekirdeği, hindi, sığır eti.
Çinko Kaynakları: İstiridye, kabak çekirdeği, kırmızı et, mercimek.
Antioksidan Zenginleri: Meyveler ve sebzeler (özellikle renkli olanlar), iltihaplanmayı azaltarak otoimmün hastalıkların yönetimine dolaylı olarak yardımcı olur.
Tiroid sağlığı için dikkat edilmesi gereken “zararlı” yiyecekler ise şunlardır:
Aşırı İşlenmiş Gıdalar: Yüksek şeker ve yağ içeriği olan bu gıdalar genel inflamasyonu artırarak tiroid sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Guatrojenik Gıdaların Aşırı ve Çiğ Tüketimi: Lahana, brokoli gibi guatrojenik sebzeleri (özellikle Hipotiroidi ve iyot eksikliği olan bireyler) çok büyük miktarlarda ve pişirmeden tüketmekten kaçınmak gerekir. Pişirme ile bu etki büyük ölçüde azalır.
Aşırı İyot Alımı: Yeterli iyot alımı önemli olsa da, özellikle Hashimoto hastalarında iyotun aşırıya kaçan miktarları bağışıklık sistemini daha fazla uyarabilir. Dengeli iyot alımına dikkat edilmelidir.
Değerli danışanlarımı bilgilendirmenin yanı sıra merak edilen sorulara cevap verdiğim youtube kanalımda hem bilgilendirici hem eğlenceli içerikler hazırlıyor ve paylaşıyorum, videolarımı izlemek ve bana destek olmak için YouTube kanalımı inceleyebilirsiniz. Kanalıma ulaşmak için alttaki butona tıklayabilirsiniz.